En çok canımı sıkan
şey şu; bir kitap görüyor, satın alıyorum, bir kitaptan söz edildiğini duyuyor,
ödünç alıyorum ya da siz onu Paris’ten gönderme inceliğini gösteriyorsunuz. Bu
kitapları mümkün olduğunca çabuk okumak istiyorum. Peki ne oluyor? Onları ‘bekleme
odasına’ koyuyorum ve ben bir sürü başka şey okurken bazen yıllarca duruyorlar
orada. Saygı, ‘daha uygun bir zaman’ bekleyişi, bazı kitapları okumama uzun
yıllar boyunca engel oldu. Ancak sıklıkla bu kitaplardan birini, diyelim
aceleyle aldıktan on yıl sonra okuyup bitirdiğimde, beklediğim iyi olmuş
diyorum. Tam zamanıymış. Ama bir gün ölmek gerekecek. Yazık. Okumayı o kadar isteyeceğim
tüm o kitaplar...’’ Bilge Karasu
Tek kelimeyle: enfes!
YanıtlaSil"Ama bir gün ölmek gerekecek. Yazık. Okumayı o kadar isteyeceğim tüm o kitaplar..." Samimiyetle söylemek gerekirse benim de tek derdim bu.Sartre'ın bir üçlemesi var, tamamlamadan ölmemeliyim.
YanıtlaSilGeçen bende yıllardır duran bir kitabı okudum Sibiryalı Kız isimli.Tüh nasıl ıskalamışım diyeceğim bir kitap değildi doğrusu.Gene de okuduğum için mutluyum.Çok uzun zaman durmuştu o kitaplıkta.
Çoğu kütüphane kitaplar için bir bekleme salonu...Benimki de istisna değil...
YanıtlaSil